OPTİMİST VELİLERİNE TAVSİYELER
• Esra Karahan   
02 Eylül 2008, Salı

OPTİMİST VELİSİ OLMAK
BÖLÜM 1

Optimist velisi olmak zor bir iştir.
Burada söz konusu olan, yelken geleneği olan bir aileden gelen optimistçinin velisi değildir. Şüphesiz bu da kendi içinde zorlu bir durumdur, ancak başka bir yazı konusudur.

ImageGelelim ailede ki ilk yelkencinin, çocuğunuz olduğu duruma.
Yaz kursları bitince, takıma seçilme heyecanları da atlatılınca, genç yelkencinin ilk yarış günü gelir kapıya dayanır. Elbette yetenekli bir çocuğunuz vardır.  Ama yine de, diğerleri ile karşılaştırmak, bütün içinde yerini görmek istersiniz.  Deneyimli yelkenciler, '' İlk yarışını bitirebilsin, başarıdır.'' deseler de, ''Dereceye girer mi acaba?'' diye içten içe düşünürsünüz.
Yarış gününden önce, hava durumu siteleri ile tanışır, bilgisayarınızın  ''sık kullanılanlar'' bölümüne eklersiniz. Çocuğunuza hissettirmeden, her saat başı bakarsınız. Aksilik bu ya, raporlara göre hava epey sert olacaktır.
Çocuğunuz, tüm heyecanı ve endişesi ile teknesini suya indirir. Arkasından baka kalırsınız. Kısa zamanda diğer optimistçilerden ayırt edemeyeceğiniz kadar uzaklaşır. Deneyimli veliler,  dürbünlerini, ''sakın benimkini isteme, asla vermem '' yüz ifadesi ile, çantalarından çıkarıp, yarışı izlemeye başlarlar.
1.Ders: Dürbün sahibi olmak gerekir.  Hem de en iyisinden.

Hava; bütün temennilerinize rağmen sert esmeye devam etmektedir.
2.Ders: Hava durumu sitelerindeki tahminler, genellikle doğru çıkar.

ImageDürbün ve telsiz sahibi velilerden, batan tekneler olduğunu, parkura tanker girdiğini, şehir hatları vapurunun son anda döndürüldüğünü dinlerken, bakkala bile yalnız göndermediğiniz çocuğunuzu, yarışa soktuğunuz için aklınızı oynatmış olduğunuzu çoktan düşünmeye başlamışsınızdır. '' Acaba dereceye girer mi?'' noktasından, ''Yarış bitsin, karaya sağ salim dönsün; başka bir şey istemem.''  noktasına hızlı bir geçiş yaparsınız. Aklınız karışmış, mideniz sıkışmıştır. Sizin bu halinizi gören deneyimli veliler, buda bir şey mi; geçen sene şurada, evvelki sene burada, diye başlayan, tüylerinizi diken diken eden hikayeler anlatmaya başlarlar.
3.Ders: Üzülmeyin. Gelecek sene sizin de bir hikâyeniz ve çevrenizde, sizi de dehşet içinde dinleyecek yeni veliler olacaktır.

Yarış bir türlü bitmez. Kaç saat sürüyor ki bu yarış? Daha başlamamış bile. Niye erkenden denize çıktılar öyleyse?  Aslında, parkur kurulmuş; start verilmiş; ama hava dönmüş, yarış abondene edilmiş. Dolayısı ile yeniden parkur kurulmuş ve start verilmiş; fakat genel geri çağırma olmuş; bunun üzerine kara bayrak çekilmiş; birazdan start verilecekmiş. Ne demek ki bunlar şimdi? Sorsanız bir türlü, sormasanız bir türlü.  Hiçbir şey anlamamışsınızdır.
4.Ders: Anlamış gibi yapın. Eve döndüğünüzde yelken yarış dilini ve kurallarını öğrenmeye başlayın. Telaşlanmayın; öğrenmek için önünüzde uzun yıllar var. 

Sonunda çocuğunuz karaya döner. Saatlerce denizde kalmıştır. Ve DNF olmuştur. O da ne? Start etmiş; zamanında yarışı bitirememiş. E niye? Hani yetenekliydi bizim çocuk?
5.Ders: En büyük başarı, çocuğunuzun hala denize çıkmak istemesidir. Gerisi boştur.


Bu yazıda da tek ciddiye alınması gereken ders; 5. derstir.

Gelecek bölümde, ulusal yarışlardan bahsedeceğiz.